3 YIL NASIL DA GEÇTİ…

   Dün biraz hareketli bir gündü. Aslında sabahtan aklımdaydı ama sonradan bugünü hatırlatmayı ve sizlere teşekkür etmeyi unutmuşum. Dün blogumda ilk tarifi yazmamın üzerinden tam 3 yıl geçmişti. Yani “Hayatın Kıvamı”nın doğum günüydü. 
  Bunu bahane edip bir pasta yapmayı ne kadar çok isterdim. Sanırım artık biliyorsunuz, en çok sevdiğim şey pasta yapmak. Ama böyle bir güne 2 haftadır bozuk olan fırınımla girdim. Aslında çok basit bir parçası değişecek ama sanırım dokuz günlük bayram tatilinin kurbanı oldum. Maalesef bayramı da fırınsız geçirmek zorunda kaldım.
   Dün benim için uzun süre unutulmayacak bir gün oldu. Çok güzel de bir hediye almış oldum ve Nurselin Mutfağı’na konuk olduğum bölüm televizyonda yayınlandı. Benim için çok onur verici bir gündü. Daha önce burada yayınladığım tariflerin birkaçını yaptık. Sanırım yaptıklarımız beğenildi ve güzel eleştiriler aldım. Orada kendimi yanlış ifade etmekten korkuyordum ama neyse ki alnımın akı ile bu işi de başardım. İnşallah bu çok sevdiğim hobimi daha uzun yıllar devam ettirebilir ve deneyimlerimi daha çok paylaşırım.
  Bugün durup da şu geçen 3 seneyi düşünüyorum da… Evimiz en çok sevdiğim yerinde, mutfağımda, en çok sevdiğim şeyleri yaparak başladım bu işe. Nasıl yaptığımı, o gün neler hissettiğimi, yemeklerimi yaparken neler yaşadığımı anlatmak istedim. Bu işin içinde olanlar bilir, yemeği yapmak bu işin bir yarısı ise onu resimleyip yazmak da diğer zor yarısı. Fotoğrafları çekmek, çekilen fotoğraflar arasında en iyisini seçmek, seçilen fotoğrafı düzenlemek ve yayınlanabilir hale getirmek… Bu kadarla da bitmiyor, tarifi herkesin anlayacağı bir şekilde yazmak, yazarken o yemeği düşüncelerde tekrar pişirmek… Yalnız bu da değil, o güne, o tarife nasıl başladığımı, o günkü hislerimi paylaşmak. Belki biraz dertleşmek… 
  Artık yavaş yavaş ailem de arkadaşlarım da bloguma alıştılar sanırım. Yemekten hemen önce ortadan kaybolmuşsam artık fotoğraf çektiğimi tahmin ediyorlar. Hatta ne kadar acıksalar bile fotoğraf çekildikten sonra yiyeceklerini biliyorlar. Ya da arkadaşlarım… Gün sofralarımız kurulunca benim kaydetmemi bekliyorlar. Hatta bazen günlerimizden hemen sonra neden bloga yazmadığımı soranlar oluyor. 
  Geriye dönüp bakınca güzel şeyler yaptığımı düşünüyorum. Ama en güzel yanı paylaşmak… Belki çok klasik olacak ama hayat paylaştıkça güzelleşiyor. İkramı seviyorum, sanırım çevremdekiler de benim ikramlarımı seviyor, bu da bana yeter. Gücüm yettiğince sevdiğim şeyleri yapmaya devam edeceğim. Hepinize destekleriniz ve güzel temennileriniz için teşekkürler…

1 Yorum

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir